25 Kasım 2023 Cumartesi
Enseye inerken titreyen bir giyotine benzeyen bir şehir
22 Kasım 2023 Çarşamba
Nörolojik
PETTLEP
Spor bilimcileri Paul Holmes ile David Collins 2001'de sporcular için PETTLEP kısaltmasıyla anılan, yedi bileşenli bir zihinsel imgeleme (zihinde canlandırma) programı önerdiler. Kısaltmanın açılımı ve bir sporcunun, diyelim ki bir beyzbol oyuncusunun topa vuruşunu geliştirmek için bu programı nasıl kullanacağının kısa açıklaması aşağıdaki gibidir:
Fiziksel (Physical) - Beyzbol sopasını mükemmelen sallamak için gereken her hareketi zihninizde simüle edin.
Çevre (Environment) - Işıkların sahayı aydınlattığını, kalabalığın uğultusunu hayal edin.
Görev (Task) - Sadece sopayı sallayışınızı değil, neye karşı salladığınızı da zihninizde canlandırın. Topun geldiğini hissedin.
Zamanlama (Timing) - Sopa sallamanın gerçek yaşamda alacağı zamanı simüle edin.
Öğrenme (Learning) - Süreci, gelişme kaydettikçe ilerlemenizi yansıtacak şekilde gözünüzde canlandırın.
Heyecan (Emotion) - Büyük ânı hissedin: gerilen sinirleri, güm güm atan kalbinizi.
Perspektif (Perspective) - Zihninizde canlandırdığınız şeyleri birinci şahıs olarak deneyimleyin.
Programın her bir bileşeni, sporcunun süreci zihninde daha hatasız canlandırmasını ve sürecin fiziksel deneyimine daha yakından benzemesini sağlamayı amaçlar. Holmes ve Collins bir sporcunun tasavvur ettiği simülasyon ne kadar hatasızsa, ortaya çıkan beyin aktivitesinin gerçek eylem sırasında kullanılan beyin bölgeleriyle o kadar iyi örtüşeceğine inanıyordu.
PETTLEP yöntemi ya da çeşitlemeleri sporda kullanılan imgeleme programları için standarttır. O halde kaçınılmaz olarak, işe yarayıp yaramadığı sorusu gündeme gelir.
• Eliezer J. Sternberg, Nörolojik
8 Kasım 2023 Çarşamba
Metakognitif İnançları Belirlemede Sokratik Diyalog
25 Ekim 2023 Çarşamba
"Mors janua vitae"
Kafamızın içinde tüm ayrıntılarıyla kayıtlı dükkânlardan alışveriş yaparız, gerçek dükkânlardan uzunca süredir bir şey satın almamışızdır. Sohbet ettiğimizde en içimizde olanlardan bahsederiz, asla dışarıdan değil. Genç insanlar bunu bilmez. Bizimle, sanki onların dünyasında yaşıyormuşuz gibi konuşurlar. Onları hayal kırıklığına uğratmamak için çok güç harcarız. Hâlâ orada olduğumuz hissini vermek ancak deneyimlerimiz sayesinde mümkün olur. Öte yandan bu o kadar zordur ki, görüştüğümüz kişilerin sayısını azaltmak zorunda kalırız. Seçici olmamız gerekir.
İlk sırada daima çocuklarımız vardır. Artık ortalıktan kaybolmak üzere olduğumuzun farkına varmamalarını sağlamak için en uzun süre kandırmamız gerekenler onlardır. Sadece onları değil, kendimizi de düşünürüz bunu yaparken. Yoksa gidişimizi gereksiz yere güçleştirirlerdi.
Yaşayan herkes gitmeyi güçleştirir. Yaşamaları nedeniyle. Bir tek ölenler bizi bu dünyadan azat ederler. Bu yüzden severiz gazetedeki ölüm ilanlarını okumayı. Sokaklarda yürüyen, toplu taşıma araçlarına binen, sohbet eden, seyahetlere çıkan tüm o yaşlı insanlar etraflarındakileri kandırıyordur. Bellekleri ne kadar genişse, belleğin erişilebilirliği ne kadar kolaysa kandırmaca da o kadar başarılı olur. Buna özgüven denir.
Gölgeler dünyasında tökezlemeden hareket edebilmek için ciddi bir özgüven gerekir. Ama bu bile gerçek bir sorun değildir. Çünkü ince eleyip sık dokunacak olursa, genç insanlar da dünyada düşe kalka ilerler, bellekleri, düşünceleri vardır ve yaptıkları ya da gördükleri hiçbir şey gerçek değildir. Sadece bunun farkında değildirler.
• Margit Schreiner, Hayal Kırıklıkları Kitabı
"Mors janua vitae" Latince "Ölüm yaşamın kapısıdır" anlamında bir deyiş.
14 Ekim 2023 Cumartesi
Viviane Elisabeth Fauville
Uzun bir çeyrek saat sonra doktor sizi kabul ediyor, dudaklarının kenarında tatmin dolu hafif bir tebessümü açık ederek. Hatta içeri girebilmeniz için geri çekilirken hafifçe reverans yapar gibi oldu.
Yapmacık bir babacanlıkla, pekâlâ diye söze başlıyor. Adeta size güzel bir hikâye anlatacakmış havasında. Oysa bu bir tuzak, hastanın yutacağı besbelli, bilinen bir numara. Uzun zamandır farkındasınız bu tuzağın, yine de doktorun karanlık gücüne karşı koymayı başaracak takatiniz yok.
Bu sabah oldu diye söze giriyorsunuz. Hamileyken ortadan kalkmıştı, geri geldi. Kendimi evde, kocamın evinde, yani işte eskiden oturduğum dairede yerde buluverdim. Bir şeyler yapmak gerek, dayanacak gücüm kalmadı, kızımla ilgilenmek zorundayım.
Doktor, evet, diyor.
Ne eveti? diye tekrarlıyorsunuz. Size bir şeyler yapılması gerektiğini söylüyorum, ne eveti, ne hayırı? Yine cemaziyüevvelime dönmeye gelmedim, tükendim, yardıma şimdi ihtiyacım var.
Ama sizin de çok iyi bildiğiniz gibi Madam Fauville, özür dilerim, Hermant, evet bildiğiniz üzere, araz arazdan ibarettir. Kaynağına inmek gerekir, değil mi Madam Hermant?
Değerli beyefendi, sevgili doktor, şu kaynağın zerre kadar umurumda olmadığını size bir söyleyeyim. Üç yıldır aynı hikâyeyle beni oyalayıp duruyorsunuz, üç yılda değişen hiçbir şey olmadı. Benim için elinizden bir şey gelmiyorsa, söyleyin, başkasına gideyim.
Evet?
Doktor bey, beni dinlemiyorsunuz. Oyun bitti artık, çanak çömlek patladı. Ya başka bir yöntem uygulayın ya da artık buraya gelmeme gerek yok.
A, şantaj demek.
• Julia Deck, Viviane Elisabeth Fauville




