Anlamlı ilişkilerin tamamında kopma ve onarılma vardır (anlamlı olması biraz da bundan kaynaklanır), kopmalardan, kırılmalardan kaçınamayız. Biraz beceri gösterdiğimizde kopan ilişkilerimiz onarım sayesinde güçlenir ve derinleşir.
İlişkileri nasıl yönettiğimiz bir anlamda benliğimizi yönetmek gibidir; yıllar önce Tanrılar Okulu'nda okuduğum ve bir türlü aklımdan silinmeyen o cümlede öğretilerden biri gizliydi:
"Benliğin, fiyatları rastgele konulmuş, kötü yönetilen bir dükkan. İncik boncuklar fahiş fiyatlıyken değerli şeyler indirimde."
İlişkilerimizde kopuşlar beni sürekli benliğimizi düşünmeye iter. Onarım da belki buradan başlar. Kopuşun kabulünü, bunun nereden kaynaklandığını anlamayı, benlikteki karanlık köşelerin aydınlatılmasını ve nihayetinde deneyimlerimizden öğrenmeyi.
Bu aynı zamanda bir niyet çalışmasıdır. İlişkilerimizde olan bitene ve yaşanılanların bizi nasıl etkilediğine dair deneyimlerimizi paylaşmaya, karşı tarafın da deneyimini gerçekten dinlemeye istekli olmaya niyetli olmanın önemini ne kadar vurgulasam azdır. Emin olun her seferinde kendimiz, karşı taraf ve kurduğumuz bağlantılar hakkında daha fazla şey öğreniriz.
Bağlantıları anlamlandırmak ve anlamlı bağlantılar kurmak bu şekilde gelişir.
Günümüzde çoğu kişinin huzur yanılgısı var. Hayatlarında her şey yolunda olmalıymış, istenmeyen bir haber almamak, istenmeyen olayların başlarına gelmesini engellemek adına çaba sarfediyorlar sanki. Bu yapılan şeyler anlaşılır ve insanidir de; huzur böyle korunmaz. Bu yapılan hamleler bir kâğıt parçasıyla kırılmaların üstünü örtmek gibidir. Bir şeyin üstünü örtmeye çalışmak ya da onu halının altına süpürmeye çalışmak ilerlemeyi beraberinde getirmez; zaman geçer, yaş alırız ancak ilerleyemeyiz. Onarım gittikçe imkansızlaşır.
Hayatlarımızda çatlakları gizleme konusunda ne kadar ustalaşırsak ustalaşalım, asıl yapının sürekli zayıfladığı gerçeğini değiştiremeyiz. Burada şiddetli bir inkâr mekanizması devrededir. İnkâr ne kadar uzun sürerse yakınlık kuramama ihtimalimiz o kadar artar ve bizi kurutur; ilişkisiz, onarımsız, güçsüz kalırız.
Anlamlı ilişkilerimizde tatminsizlik, hayal kırıklığı, umutsuzluk, öfke, incinme, kırılganlık kaçınılmazdır. Çünkü bunlar insanlık durumunun birer parçasıdır.
Duygusal hayatınızı halının altına süpürmeyin, asıl onarımı öğrenin. Ki bunun bir formülü yok.
Çoğu insan şunu sorar: "Karşı tarafa ondan memnun olmadığım davranışlarının olduğunu söylemeli miyim?" Anlamlı bir ilişkide cevap "evet"tir. Kabul ettiğiniz, tartışabildiğiniz ve anlamaya dair çabalarınızın olduğu şey duygusal büyümeyi ve güçlenmeyi sağlar. Karşı tarafa ne kadar üzgün olduğunuzu söylediğinizde onarım da başlar.
Sevgiler,
Tuna

